Ölçekler Arası Üretken Tasarım
 Hesaplamalı tasarım uygulamalarındaki gelişmeler ilerledikçe, alanın karşı karşıya olduğu en acil ve karmaşık zorluklardan birinin, birden fazla mekansal ve örgütsel ölçekte etkili bir şekilde çalışan üretken yaklaşımların geliştirilmesi olduğu gerçeği ile yüzleşilmektedir. Kural tabanlı sistemlerden evrimsel arama ve optimizasyona, pekiştirmeli öğrenmeye ve difüzyon hatlarına kadar üretken düşünmedeki son gelişmeler, yeni sistem ve form keşifleri için yeni olasılıklar açmaktadır. Bu anlamda tasarım süreç ve ürünlerinde, farklı çözünürlük seviyelerindeki üretken akıl yürütmenin, detay bileşenler ve karmaşık montajlardan büyük ölçek yapılara, iç mimari ve mimari sistemlerden geniş kentsel müdahalelere kadar uzanan bir yelpazede tasarım zekasının dönüşümüne sunduğu katkı tartışmaya açılmaktadır. JCoDe’nin yeni sayısı, arama ve üretim tekniklerini üretken tasarım yöntemleriyle bütünleştiren, geometri, bilgi ve kural tabanlı yaklaşımlar, sistem düşüncesi, bileşen-kent ölçeğinde çalışmalar, tasarım pedagojisi, performans ve her ölçekte inşa edilebilirlik konularına vurgu yapan çalışmaları davet etmektedir. Sayı içeriği ayrıca, üretim ve fabrikasyon yöntemlerindeki üretken yaklaşımları da içerecek biçimde üretken tasarım düşüncesini üretim-bilinçli modellemeyle birleştiren çalışmaları da içermektedir.
Bu bağlamda, JCoDe’nin on dördüncü sayısı Üretken Yapay Zeka Tasarım, Bilgi ve Kural Tabanlı Sistemler ve Gramerler, Evrimsel Yaklaşımlar, Üretken Modeller, Algoritmik ve Parametrik Yöntemler, Fabrikasyon/Üretim Teknikleri, Yaratıcılık, Geometri, Performans, Kentsel Morfogenez, Mimarlıkta Üretken Düşünme ve Tasarım Pedagojileri, Vaka Çalışmaları ve Güncel Uygulamalar konularını ele almaktadır.

Takvim
3 Kasım 2025 : Makale çağrısı
11 Ocak 2026 : Tam makale teslimi (Dergipark)
8 Şubat 2026 : Kabul, red ve revizyonların bildirimi
1 Mart 2026 : Revizyon teslimleri (Dergipark)
25 Mart 2026 : Dergi sayısının yayımlanması

Kapak

1. Kapak Sayfası

Sayfa I

Editörden

2. Ölçekler Arası Üretken Tasarım

 

Gülen Çağdaş, Ethem Gürer, Sema Alaçam

Sayfa V

Makaleler

 3. Medya Mimarlığı: Instagram Archigram’a Karşı

Gülşah Güleç

Sayfa 1-28

Güleç, G. (2026). Medya mimarlığı: Instagram Archigram’a karşı. Journal of Computational Design, 7(1), 1–28

https://doi.org/10.53710/jcode.1753503 

ÖZET

Bu makalenin amacı, medyanın mimarlığın yalnızca temsil edilme biçimini değil aynı zamanda üretilme, yeniden üretilme ve tüketilme biçimini de değiştirdiğini tartışmaktır. Makalenin medya ve mimarlık arasındaki değişken ilişkiye odaklanırken bu tartışmayı Instagram ve Archigram üzerinden yürütüyor olması güncelliğini ve özgün değerini ortaya koymaktadır. Bilgi ve iletişim teknolojileri ile bilgisayar teknolojilerinde yaşanan gelişmelerle birlikte medya, daha çok dijital medya ve sosyal medya olarak adlandırılan alana doğru kaymıştır. Böylece medya yeni bir alanda kendisini yeniden üretmeye başlamıştır. Ayrıca mimarlığın da yeni bir beğeni anlayışıyla yeniden üretilmesini sağlamıştır. Bugün medyada paylaşılan ve beğeni alan imgelerin bombardımanı ve özellikle Instagram gibi sosyal medya platformlarında sürekli bir akış halinde olması, mimarlığın bir imge üretimi olarak görülmesine yol açmıştır. Makalede, mimarlık üretiminin değişimi Instagram (basılı olmayan) ve Archigram (basılı olan) gibi iki farklı temsil ortamı üzerinden ele alınmış; dönemleri ve mimarlığı temsil etme biçimleri birbirinden farklı olsa da bu ortamların mimarlık olmadan mimarlık anlayışını örneklediği tartışılmıştır. Çünkü her ikisi de binaların kendisinin değil onun yerine tasarım fikirlerinin ve imgelerinin üretildiği ortamlardır. Instagram, Archigram’a alternatif olarak ortaya çıkmamıştır, ancak Instagram da Archigram gibi mimarlık ortamına metnin ya da nesnenin değil imgenin hakim olmasını sağlamıştır. Medya sürekli olarak değişiyor olsa da mimarlığın kendisini hala medya aracılığıyla temsil ettiği ve yeniden ürettiği anlaşılmaktadır. Bu yüzden mimarlığın gerçekliğini sorgulayabilmek ve anlayabilmek için medyanın önceliklerini, beğeni düzeyini, değişkenlerini ve gerçekliği yeniden üretme biçimini anlayabilmek büyük önem taşımaktadır.

4.Deleuzeyen Düşünceyle Çoklu-Etmen Sistemlerinin Temsili ve Yorumlanması

Aysel Merve Baron

Sayfa 29-51

Baron, A. M. (2025). Deleuzeyen düşünceyle çoklu-etmen sistemlerinin temsili ve yorumlanması. JCoDe: Journal of Computational Design, 7(1), 29–52.

https://doi.org/10.53710/jcode.1839208

ÖZET

Bu çalışma, disiplinler arası bir duruşla fen bilimlerinin açıklamalar dünyasıyla sosyal bilimlerin anlamlar dünyasını bir araya getirmek amacıyla, çoklu-etmen sistemleri ve Deleuzeyen düşünceyi birlikte ele almaktadır. Çalışmada, öncelikle Deleuzeyen düşüncenin kavramsal alt yapısı ve çoklu-etmen tabanlı sistemlerdeki sürü davranışlarının çalışma mekanizmaları çözümlenmiştir. Bu bağlamda, yirminci yüzyıl Fransız filozofları Gilles Deleuze ve Felix Guattari’nin Deleuzeyen düşünce sisteminde yer alan makine (machine), asamblaj (assemblage), rizom veya köksap (rhizome), akış (flow) kavramları üzerinde durulmuştur. Ardından, Deleuzeyen düşünce ile çoklu etmen sistemleri arasındaki ilişkiler, grafik programlama yazılımı Processing’de Java dili kullanılarak oluşturulan hareketli animasyon temsiller aracılığıyla incelenmiş ve yorumlanmıştır. Çalışmada oluşturulan temsiller inceledikten sonra, etmenlerin kendilerinin çalışma mekanizmalarına Deleuzeyen düşüncenin kavramlarını dahil edebildikleri gözlendiği için, çoklu ajan sistemlerinin bu düşünce sistemiyle uyumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda, çoklu-etmen sistemler ontolojik bir çerçeve, felsefi bir düşünce sistemi olarak ele alınabilir karakterdedirler. Bu çalışma, bir düşünce sisteminin kavramlarının eylem içerisinde temsil edilebileceği, gözlemlenebileceği ve yorumlanabileceği hesaplamaya dayalı bir bakış açısı sunarak sosyal bilimler ve tasarım araştırmalarına katkıda bulunmaktadır. Çalışma, çoklu etmenli sistemlerin Deleuzeyen düşüncedeki makine topluluklarını, beliren akışları ve rizomatik ilişkileri nasıl bünyesinde barındırdığını ortaya koymaktadır. Bu sayede felsefi kavramların ve çağdaş sosyal teorilerin araştırma yapısını şekillendirmesine ve yeni yaratıcı ile analitik inceleme biçimlerine ilham vermesine imkân tanıyan bir yaklaşım sunmaktadır.

5. Kontrolden Olasılığa: Dijital Mekânın Üreticisi Olarak Tolerans

İpek Kuran, Umut Burcu Tasa Yurtsever

Sayfa 53-70

Kuran, İ., & Tasa Yurtsever, U. B. (2025). Kontrolden olasılığa: Dijital mekânın üreticisi olarak tolerans. JCoDe: Journal of Computational Design, 7(1), 53–70.

https://doi.org/10.53710/jcode.1723991

ÖZET

Bu çalışma, dijital mekân üretiminde tolerans kavramını yalnızca teknik bir esneklik olarak değil, aynı zamanda ontolojik ve algoritmik bir açıklık olarak yeniden konumlandırmaktadır. Temsile dayalı, biçim merkezli ve deterministik tasarım yaklaşımlarına karşı olarak; etkileşim, süreç ve fark üzerinden kurulan bir mekân anlayışını savunur. Gilles Deleuze’ün “oluş” ve “fark” düşüncesi ile Luciana Parisi’nin hesaplamalı estetik yaklaşımından yola çıkan araştırma, dijital mekânı sabit bir yapı değil, sürekli olarak ortaya çıkan ilişkisel bir alan olarak kavramsallaştırır. Bu bağlamda tolerans, bir hata ya da sapma olarak değil, dijital sistemlerin evrimsel doğasında içkin olan üretken bir belirsizlik alanı olarak değerlendirilir.

Ajan tabanlı sistemler çerçevesinde yürütülen deneysel çalışmalar, toleransın davranışsal, biçimsel ve zamansal düzlemlerde nasıl işlediğini ortaya koyar. Parametrelerin kesin değerler yerine belirli aralıklarla tanımlandığı bu sistemlerde, mekân biçimden değil, etkileşimden doğar. Çalışma, dijital tasarımı kesinlikten uzaklaştırarak belirsizliğe açıklıkla yaklaşan yeni bir mimari düşünme biçimi önermektedir. Sonuç olarak, tolerans dijital mimaride yalnızca teknik bir boyut olarak değil, aynı zamanda etik ve yaratıcı bir tasarım ilkesi olarak da değerlendirilmektedir.

6. Birlikte Yaratıcı Faillik: Diferansiyel Büyüme Üzerinden Üretken Tasarıma İçeriden Bakış

 F. Aslı Yalçın

Sayfa 72–93

Yalçın, F. A. (2026). Birlikte yaratıcı faillik: Diferansiyel büyüme üzerinden üretken tasarıma içeriden bakış. JCoDe: Journal of Computational Design, 7(1), 72–93. 

https://doi.org/10.53710/jcode.1860642

ÖZET

Bu makale, ikinci sayısal dönüş bağlamında mimari tasarımda yaratıcı faillin niteliğinin nasıl dönüştüğünü sorgulamaktadır. Rönesans’tan bu yana demiurgic, “yarı-tanrısal” yaratıcı mimar figürü etrafında şekillenen insan-merkezli yaratıcı özne anlayışının, üretken algoritmalar, parametrik modelleme ve sayısal üretim teknolojileriyle birlikte geçerliliğini yitirmeye başladığı ileri sürülmektedir. Kuramsal çerçeve, Margaret Boden’in yaratıcılık ölçütleri ve kipleri, insan–bilgisayar birlikte yaratıcılığı literatürü ve 4E biliş (bütünleşmiş, bedenleşmiş, genişletilmiş, enaktif) yaklaşımlarına dayanmaktadır. Çalışma, tasarımı özgün bir bilgi üretim pratiği olarak ele alan tasarım yoluyla araştırma yöntemiyle yürütülmüştür. Uluslararası Mimarlık Bienali 2025 [kör hakemlik süreci gereği kurum adı belirtilmemiştir] için üretilen enstalasyon, araştırmanın hem alanı hem de aracı olarak kullanılmış; geleneksel bereket motifinin parametrik ortamda diferansiyel büyüme algoritmasıyla yeniden üretilmesi ve çok ölçekli 3B baskı süreçleri, araştırmacı-mimarın içeriden deneyimiyle belgelenmiştir. Tasarım günlükleri, sayısal süreç kayıtları, görsel dokümantasyon ve teknik notlardan oluşan veri seti, refleksif nitel bir analizle çözümlenmiştir. Bulgular, ortaya çıkan tasarım düşüncesinin Boden’in yenilik, şaşırtıcılık ve değer ölçütleriyle uyumlu olduğunu; kombinasyonel, keşifsel ve dönüşümsel yaratıcılık kiplerinin tasarım sürecinde iç içe geçtiğini göstermektedir. 4E biliş perspektifiyle okunduğunda yaratıcı faillin, mimarın zihninde değil, mimar–sayısal ortam etkileşiminde dağıtık biçimde ortaya çıktığı görülmektedir. Sonuç olarak çalışma, yaratıcı failliğin tekil yaratıcı mimardan melez birlikte-yaratıcı faile kaydığını ve tasarımın insan ile makinenin karşılıklı icrasında gerçekleşen ilişkisel bir bilişsel eylem olarak kavranması gerektiğini ileri sürmektedir.

7.Yapay Zeka İç Mimarlığa Ne Ölçüde Katkı Sağlayabilir? Betimsel Doğruluk Üzerine Karşılaştırmalı Bir Analiz

Yaren Şekerci, Müge Develier 

Sayfa 95–132

Şekerci, Y., & Develier, M. (2025). Yapay zeka iç mimarlığa ne ölçüde katkı sağlayabilir? Betimsel doğruluk üzerine karşılaştırmalı bir analiz. JCoDe: Journal of Computational Design, 7(1), 95–132. 

https://doi.org/10.53710/jcode.1765357 

ÖZET

Bu çalışma, Claude 3.5 Sonnet, Gemini 1.5 Flash ve ChatGPT 4o olmak üzere üç yapay zeka modelinin, yedi temel tasarım kriterine dayalı olarak iç mekân tasarımı çıktıları üretme performansını değerlendirmektedir. Bu kriterler; tasarım stili, renk, aydınlatma, mobilya ve ürün seçimi, iç mekân malzemeleri, mimari özellikler ve mekânsal yerleşimden oluşmaktadır. Değerlendirme süreci, altı farklı mekân tasarımı üzerinden gerçekleştirilmiş ve 15 katılımcı, yapay zeka tarafından üretilen çıktıları 1 ile 5 arasında puanlamıştır. Sonuçlar, Claude 3.5 Sonnet’in birçok kriterde tutarlı puanlar elde etmesi sayesinde genel performans açısından en başarılı model olduğunu ortaya koymaktadır. Bunu, tasarım stili ve renk alanlarında öne çıkan ancak belirli ölçüde değişkenlik gösteren Gemini 1.5 Flash takip etmektedir. ChatGPT 4o ise mobilya ve aydınlatma kategorilerinde güçlü performans sergilemesine karşın, genel tutarsızlıklar nedeniyle daha düşük bir sıralamada yer almıştır. Modeller rekabetçi bir performans göstermelerine rağmen, özellikle mekânsal yerleşim ve iç mekân malzemeleri gibi alanlar tüm modeller için belirli zorluklar teşkil etmiş ve bu bağlamda gelişime açık noktalar ortaya koymuştur. Bu çalışma, yapay zekâ destekli sistemlerin tasarım süreçlerine katkı potansiyelini vurgularken, karmaşık mekânsal ve malzeme odaklı bağlamlarda mevcut sınırlamaların aşılabilmesi adına daha fazla geliştirme ve kapsam genişletme gerekliliğine dikkat çekmektedir.

8. Tasarım Stüdyosu Pedagojisinde Yapay Zeka Uygulamalarının Sistematik Analizi

İpek Yıldırım Coruk

Sayfa 133–152.

Yıldırım Coruk, İ. (2025). Tasarım stüdyosu pedagojisinde yapay zeka uygulamalarının sistematik analizi. JCoDe: Journal of Computational Design, 7(1), 133–152.

https://doi.org/10.53710/jcode.1837071

ÖZET

Bu çalışma, yapay zekanın (YZ) tasarım stüdyo pedagojisine entegrasyonu üzerine yapılan son araştırmaların sistematik bir incelemesini yürüterek tasarım süreçleri, öğrenme sonuçları ve öğretmen-öğrenci etkileşimi üzerindeki etkilerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Nitel araştırma metoduna dayanan çalışmanın verileri belirlenen anahtar kelimelerin Google scholar, Scopus ve Web of Science veri tabanlarında aranması ile elde edilmiştir. Ulaşılan çalışmalar dahil etme kriterlerine göre elenerek çalışmanın veri setini oluşturan 21 makale üzerinden araştırma şekillenmiştir. Bulgular, yapay zekânın stüdyo ortamında fikir üretme partneri olarak rolü, öğrenme çıktıları ve performans göstergeleri etkileri yönüyle tasarım süreci değişimi, yaratıcılık gelişimi ve kavramsallaştırma becerisi artışı ve tasarım süreci aşamalarından erken kavramsal aşamanın desteklenmesi yönüyle üç temel alan üzerinde katkıda bulunduğunu göstermektedir. Bu etkilerin yanı sıra, yapay zekanın stüdyo ortamlarında eğitmenleri desteklemedeki rolü ve eğitmen-öğrenci ilişkisini ne şekilde etkileyebileceğine yönelik veriler eksik kalmıştır. Sonuçlar ayrıca, yapay zeka araçlarının hızlı benimsenmesine rağmen, mevcut araştırmaların genel olarak küçük ölçekli vaka çalışması ya da deneysel atölye uygulamalarından oluşması sebebiyle kolektif pedagojik sonuçların parçalı ya da yetersiz kaldığını vurgulamaktadır. Bu nedenle, yapay zekanın tasarım iş akışlarını, bilişsel süreçleri, öğrenci performansını, eğitmen-öğrenci ilişkisini nasıl etkilediğine dair daha sistematik ve kapsamlı değerlendirmelere ihtiyaç vardır. Aynı zamanda, belirli tasarım aşamalarından ziyade uzun vadeli dahil etme ile tüm süreç aşamalarına olası katkılarının ve entegrasyonunun da sorgulanması gerekmektedir. Çalışma kapsamında ortaya konulan veriler, tasarım stüdyosu ortamlarında yapay zekâ araçlarından yararlanmaya yönelik sistematik bir analiz sunması bakımından önem taşımaktadır. Elde edilen bulguların, yapay zekâ araçlarının tasarım stüdyosu pedagojisine entegrasyonuna ilişkin bir çerçeve oluşturması nedeniyle alana anlamlı katkı sağlayacağı öngörülmektedir.

9. Mimar Kemalettin’in Eğitim Yapılarının Görsel Karmaşıklık Analizi

Zeynep İldeniz Köksalan, Murat Şahin

Sayfa 153–178

Köksalan, Z. İ., & Şahin, M. (2025). Mimar Kemalettin’in eğitim yapılarının görsel karmaşıklık analizi. JCoDe: Journal of Computational Design, 7(1), 153–178. 

https://doi.org/10.53710/jcode.1713219

ÖZET

Birinci Ulusal Mimarlık Dönemi, Osmanlı İmparatorluğu’ndan Türkiye Cumhuriyeti’ne geçiş sürecinde, mimarlık alanını önemli ölçüde etkileyen ulusal kimlik arayışlarının yoğunlaştığı bir dönemde ortaya çıkmıştır. Bu dönemin mimari anlayışı, özellikle kamu yapılarının cephe tasarımlarında öne çıkmaktadır. Mimar Kemalettin, Selçuklu ve Klasik Osmanlı mimari unsurlarını Neo-Klasik tasarım ilkeleriyle sentezleyen bu hareketin önde gelen isimlerinden biri olarak tanınmaktadır. Bu araştırma, Mimar Kemalettin’in katkıda bulunduğu bilinen on sekiz eğitim yapısının cephe tasarımlarındaki benzerlik ve farklılıkların karşılaştırmalı olarak analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bu araştırmada eğitim yapıları, ilkokullar, medreseler ve yüksek eğitim kurumları olmak üzere üç kategoriye ayrılmıştır. Cephe çizimlerinin ortalama görsel karmaşıklık değerleri fraktal analiz yöntemi uygulanarak hesaplanmıştır. Sonuçlar bu üç sınıflandırmaya göre karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Değerlendirmeler sonucunda, Mimar Kemalettin’in katkıda bulunduğu bilinen inşa edilen ve tasarım aşamasında kalan eğitim yapılarının ortalama görsel karmaşıklık değerleri karşılaştırıldığında, ilkokulların ve medreselerin “benzer”, medrese ve yüksek eğitim kurumu yapılarının “benzemez”, ilkokul ve yüksek eğitim kurumu yapılarının “benzemez” özellikler gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca yüksek eğitim kurumu kategorisindeki eğitim yapılarının daha karmaşık cephe özellikleri sergilediği gözlenmiştir. Bu bulgular, Mimar Kemalettin’in eğitim kademesine göre farklılaşan bir tasarım yaklaşımı benimsediğini göstermektedir.

10. Ofis Mekanlarında Döşeme Kaplama Malzemesinin Bulanık Kümeler Kullanılarak Seçimi

Esra Eres Yalçın, Ferhat Pakdamar

Sayfa 179–201

Eres Yalçın, E., & Pakdamar, F. (2025). Ofis mekanlarında döşeme kaplama malzemesinin bulanık kümeler kullanılarak seçimi. JCoDe: Journal of Computational Design, 7(1), 179–201.

https://doi.org/10.53710/jcode.1715401 

ÖZET

Döşeme kaplama malzemeleri; döşeme katmanlarını koruma, işlevsel ve estetik olma, kullanıcı güvenliği ve konforunu sağlama gibi amaçlarla yapılmaktadır. Bu yüzden mekanın ve kullanıcı ihtiyacının iyi saptanmasının yanında malzemenin yatırım maliyeti, hizmet ömrü, dayanıklılığı, işletme maliyeti, konforu, çevresel etkisi karar verme safhasında etkili etmenlerdir. Farklı özelliklere sahip kaplama malzemeleri bu seçim etmenleri kapsamında değerlendirildiklerinde farklı avantaj ve dezavantajlara sahip olabilmektedirler. Döşeme kaplama malzemesi seçiminde, malzemelerin bu özelliklerinin bir arada düşünülmesi ve alternatifler arasında en uygun kararın verilmesi büyük önem taşımaktadır. Karmaşık karar süreçlerini gerektiren bu işlemin daha sistematik ve gerçekçi bir düzlemde yapılması daha sağlıklı olacaktır. Bu nedenle “doğru (1)” ve “yanlış (0) olarak keskin değerlendirmeler yapan klasik mantıklı bilgisayar seçim sisteminin aksine tıpkı insan beyni gibi birçok kriteri birlikte ele alarak değerlendirme yapan ve bilgideki eksikliği gözetebilen bir yaklaşım olan bulanık mantık yöntemi seçilmiştir. Çalışmada; ofis mekanlarındaki döşeme kaplaması seçiminde karar kriterlerinin bulanık mantık yaklaşımıyla değerlendirilerek, döşeme kaplaması seçiminde daha gerçekçi bir karar süreci oluşturmayı amaçlanmıştır. Döşeme kaplama malzemeleri için belirlenen seçim kriterleri (yatırım maliyeti, hizmet ömrü, işletme maliyeti ve çevresel etkisi) ve ofis döşemelerinde yaygın olarak kullanılan malzemelere (ahşap, halı, PVC ve seramik) bulanık kümelerle üyelik fonksiyonları tanımlanmış ve oluşturulan kurallar doğrultusunda model tamamlanmıştır. Daha sonra seçim kriterleri üzerinden dengeli, işletme maliyeti odaklı ve çevresel etki odaklı olmak üzere 3 farklı senaryo oluşturulmuş ve bu senaryolar Matlab programında oluşturulan model üzerinden değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirmeler sonucu ahşap, PVC, halı ve seramik kaplama malzemeleri arasından ahşabın tüm senaryolarda ağırlıklı olarak en uygun tercih olduğu görülmüştür.

©2023 Journal of Computational Design & The Rectorate of Istanbul Technical University. All rights reserved.
Your continued use of this site signifies that you accept the terms of use.

Creative Commons License
The papers published in JCoDe are licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License.

Istanbul Technical University | Faculty of Architecture